Kardan adamlar yaptım, hepsini kahramanım sandım. Avuçlarımda eridiler..

Vermiş subliminali

19 Ağustos 2016 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

EA firması uzun süredir Battlefield oyunu üzerinde çalışıyor, yeni oyun uzun süredir heyecanla bekleniyor. Piyasaya çıktığında 100 milyondan fazla satar diye bekliyorum, ne kadar popüler olduğunu siz düşünün.

Bu günlerde Gamescom oyun fuarı devam ediyor ve birçok oyun firması piyasaya sürecekleri oyunları tanıtıyor. Haliyle Battlefield oyunu içinde tanıtım vardı ve youtube üzerinden canlı yayınlandı. Buraya kadar herşey normal ancak gariplik tam olarak burada başlıyor; tanıtımı yapılacak olan oyunda seçilen taraflar İngiltere ve Osmanlı. Hani insan kuşkulanmıyor değil. Oyun 15 dakikalık 2 karşılaşma ile tanıtılıyor, 2 seferde de Osmanlı yeniliyor. Hmm…

Şimdi oyunu oynayanlar İngiliz ve Türkler değil, EA firmasının elemanları veya orada seçilen kişiler. Bu iki ülke bir eleme süreci ile oraya gelmedi, haliyle birileri seçti. Şimdi insan merak ediyor, siz bugüne kadar ne zaman Osmanlı, bu şekilde dünya çapında izlenen bir organizasyonda seçer oldunuz? Tüm bunlar benim yorumum olmakla birlikte buradan şunu anlıyorum, İngiltere ile Osmanlı arasında 2. bir savaş olacak ve Osmanlı yine kaybedecek diyorlar. Osmanlı yerine siz istediğinizi koyun. Dediğim gibi, bu benim yorumum.

Bahsettiğim video ise linki: https://youtu.be/mmwclMxQQ3g?t=2h36m22s

41 Kere okundu
Yorum Yok :(

Yazılımcı Klavyesi

14 Mart 2016 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Yaklaşık 10 yıldır aynı kablosuz klavye ve mouse setini kullanıyor. Ancak çok fazla pil tüketir duruma geldiler. Her ay 4 adet pil alıyorum ve tanesi 7-8 TL, yıllık pil maliyeti 90-100 TL’yi buluyor. Hal böyle olunca pile vereceğim para ile yeni bir klavye alayım dedim. Aklımda vardı ama herhangi bir alma gayreti içinde olmadım.

Geçen günlerde yine piller bitti, bende çıktım markete giderken bilgisayar parçaları satan bir yere girdim ve klavye sordum. Bana birçok klavye gösterdikten sonra Wireless Desktop 3000 ürününü gösterdi. Ürünün fiyatı 150-160 TL ancak bu arkadaşın elindeki ürünün üzerinde rusça etiketler var. O yüzden 90 TL dedi. Bende “ooo iyimiş alayım o zaman” deyip aldım, almaz olaydım.

Alet rusça düzenine göre ayarlandığı için tuşların yerleri farklı. Örneğin <> karakterleri için tuş yok, 2 tuşa basarak yazabiliyoruz ve çok alakasız bir yerde. Silme tuşunun altında büyükçe bir enter tuşu olmalı ama yok, onun yerine virgül, enter ve shift tuşları sıralanmış. Haliyle noktanın yeride farklı. Böyle olunca klavyeye bakmadan yazan ben yazamaz oldum. Ayrıca işimiz web siteleri için HTML kodlama yapmak, e HTMLde de cümleye < ile başlanıp > ile bitirilir. Hal böyle olunca durum iyice sarpa sardı. Neyse farklı bir klavye ile değiştirip çözdüm olayı.

Ancak bu kısa maceradan çıkardığım dersler şöyledir;

Öncelikle daha ucuz olsun veya daha az yer kaplasın diye daha az tuşlu klavyelerden bence uzak durmalı. <> tuşu bizim için çok önemli, bu tuşu yok saymak olmaz. Ayrıca büyükçe bir enter tuşuna ihtiyaç var, bol bol enter kullanıyoruz. Yön tuşları ayrı olmalı, iç içe geçmiş bir klavye bazen sıkıntılı olabilir. Page up – page down, home – end tuşları alt alt olmalı, bir orda biri burda olursa çok zor.

Ayrıca, F tuşlarına bazı klavyelerde ek fonksiyon ekliyorlar. Bazı klavyelerde F lock özelliği var bu şekilde ek fonksiyonları kapatabiliyorsunuz ancak benim eski labtop’um da olduğu gibi kapatamayabilirsiniz. Bu durumda F tuşlarına ihtiyaç olan yerlerde ortaya yine saçma sapan şeyler çıkıyor.

Klavyenin kalın tuşlu veya ince tuşlu olması kişinin keyfine göre bir konu. Ben uzun süredir kalın tuşlu bir ürün kullanıyordum, artık ince tuşlu kullanmak istiyorum. Birde bazı klavyeler çok sesli, sanki taşa çivi çakıyoruz. Sessiz bir klavye almak bazen önemli olabilir.

286 Kere okundu
Yorum Yok :(

New Horizons ve 5 milyar km

16 Temmuz 2015 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Nasa 9 yıl önce nükleer yakıt ile çalışan “New Horizons” isimli uydusunu gönderdi ve uydu bu hafta içinde Pluton’a 12500 km öteden selam çakıp güneş sisteminin dışına doğru yoluna devam etti.

Şimdi gelelim benim asıl değinmek istediğim konuya; adamların 9 yıl önce geliştirmeyi tamamladıkları teknolojiye bakalım. Alet 2006’da uzaya gönderilmiş, haliyle kullanılan teknoloji daha önceye dayanıyor. Proje başlanğıcı 2001. 2016 yılında sona erecek ve toplam maliyeti 650 milyon dolar.

Öncelikle iletişim teknolojisi, alet 5 milyar km öteden fotoğraf çekip dünyaya gönderebiliyor. Evde kullandığımız modemlerden 10 mt uzaklaşınca düşen bağlantı gücünü düşünün ve bunu 5 milyar km ile karşılaştırın, bağlantı gücü ne kadar düşük, hatta bir bağlantı bile yok. Plütondan veri gönderme hızı yaklaşık saniyede 1 kbit. Yani cep telefonundan çektiğin bir fotoğrafı 1 kaç günde ancak gönderirsin.

Uydu bu mesafeden rastgele yayın yapamaz, yaparsa o sinyal bize ulaşmaz. Haliyle sinyali odaklayıp göndermesi gerekir, çanak benzeri bir sistem olmalı. Burada da konumlandırma konusu var, alet kendi bulunduğu noktayı, dünyanın bulunduğu noktayı öyle hassas hesaplamalı ki 5 milyar km ötede onu dinleyen bir alıcıya sinyalini ulaştırabilmeli. Anteni 1 cm aşağı yukarı yöne döndürse belki sinyal dünyaya ulaşmayacak. Tabi bu esnada plütonun ve dünyanın kendi yörüngelerinde sürekli hareket halinde olduğunu unutmayın. Hadi dünyada büyük antenler var aletin gönderdiği sinyali alabiliyoruz. Bizim gönderdiğimiz sinyalleri o nasıl alacak? Demekki bir çözüm üretmişler.

Alet nükleer yakıt ile çalışıyor. Radyokkopik termoelektrik jeneratörü var üzerinde plütona vardığında 200 Watt gün üreteceğini hesaplamışlar. Normalde ilk gönderilirken 250 Watt güç üretiyormuş.

Aletin hızı ise saniyede 14.52, saatte 52.272 km.

Şimdi olaya şöyle bakmak lazım, adamlar uzay teknolojisi geliştiriyor ve bu teknolojileri günlük hayatta kullanılabilir teknolojilere çevirip bize satıyorlar. Uzay araştırmaları boş iş mi? Bence değil. İnsanın yeni icatlara yapabilmesi için kendisini ciddi şekilde zorlaması gerekli, yoksa şu an ki durumumu koruyayım yan gelip yatayım diyerek yenilik üretilmez. Eğer sen derin uzayın soğuk ortamında çalışabilen bir sistem üretebilirsen kutuplarda kolaylıkla çalışırsın. Eğer sen buradan 5 milyar km öteye bir robot gönderip tüm işleri senin önceden programladığın şekilde çalışmasını sağlayabilirsen, insansız hava aracı yapıp düşman gördüğün kişiyi kolaylıkla öldürebilirsin.

Amerika’nın dünyayı yönetiyor olması boşuna değil. Bu uydu üzerinde “Student Dust Counter (SDC)” adı verilen Colorada Boulder üniversitesi öğrencilerinin geliştirdiği bir alet bulunuyor. Bizim bilgisayar mühendisleri okuldan adam akıllı 1 proje üretmeden mezun olurken elin oğlu uyduya ekipman geliştiriyor.

Bizim üniversite öğrencilerinin geliştirdiği minik uyduyu, güneş enerjisi ile çalışan araçlarını unutmadım elbette. Ancak bu kadar üniversite, bu kadar hoca, bu kadar öğrenci ve tüm bunlar için devletin her yıl harcadığı milyonlarca belki milyarlarca lira para varken sonuç ortada. Yukarıda bir kısmını saydığım teknolojileri geliştirmek için harcanan çaba, çözülen yüzlerce binlerce problem var. Teknoloji toprakta yetişen birşey değil neticede, çok uğraşmak çabalamak gerekiyor ve adamlar bunu yapıp, dünyayı yönetmeyi başarıyorlar.

Elin oğlu neyle uğraşıyor, bizim memleket neyle. Çok çalışmak lazım. Tembellikle bir yere varılmadığını, Yunanistan örneği ile görüyoruz.

Bir sonraki yazı yerli teknoloji üzerine, yeniden bekleriz 🙂

New horizons tarafından çekilen plüton fotoğrafı.

New horizons tarafından çekilen plüton fotoğrafı.

 

306 Kere okundu
Yorum Yok :(

SOAP XML verisini diziye aktarmak

30 Nisan 2015 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

PHP ile SOAP alt yapısını kullanan web servislerinden alınan XML sonuçlarının diziye aktarılması için aşağıdaki kod kullanılır, hayat kurtarır;

$xml = file_get_contents($response);

// SimpleXML seems to have problems with the colon “:” in the <xxx:yyy> response tags, so take them out
$xml = preg_replace(“/(<\/?)(\w+):([^>]*>)/”, “$1$2$3″, $xml);
$xml = simplexml_load_string($xml);
$json = json_encode($xml);
$responseArray = json_decode($json,true);

Kaynak: https://simplysalim.wordpress.com/2012/02/01/php-parse-soap-response-to-an-array/

497 Kere okundu
Yorum Yok :(

Evde Sarılık Tedavisi

5 Ekim 2014 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Bizim kız doğduğunda sarılığı 14-15 civarındaydı. Birkaç gün sonra kontrol edildiğinde bir miktar düşmüştü ancak yeterli değildi. Sarılık yükselirse küveze yatırmak gerekiyor.

Biraz araştırdım, nedir nasıl tedavi edilir vs. Yenidoğan bebeklerde sarılık olmama ihtimali yok, bebek doğduğu için sarılık oluyor. Tedavisi ise bildiğimiz ışık. Özellikle mavi renk ışığın daha etkili olduğuna dair çalışma sonuçları bulunuyor. Küvezlerde mavi led kullanılıyor ancak elimizde mavi led bulunmuyorsa beyaz ışıkta işimizi görür.

Ben nasıl yaptım; bir tane masa lambası aldım ve bulabildiğim en güçlü tasarruflu beyaz ampülü aldım. Dikkat, masa lambanız üzerinde maksimum kaç watt desteklediği yazar, ona göre bir ampül bulun. Benim kullandığım 40 watt gücündeydi. Ampülün beyaz olması önemli, beyaz renk tüm renklerin birleşiminden oluşur, yani içinde mavi ışık frekansları da var. Kızımı bazen sadece bezi kalacak şekilde, bazen sadece üstü olacak şekilde yatırdım ve gözünü siyah bir kumaşla kapattım. Kumaş likralı, yani esnek bir kumaş olmalı ve bağlamalısınız. Bebeğiniz bir hareketi ile kumaşı atabilir, ne olur ne olmaz. Kumaşı kendi gözünüzün önüne getirip ışığa bakın, ışığı görmüyor olmanız gerekli. Güçlü bir ışık kullanacağımız için bebeğinizin gözüne zarar verebilir, aman dikkat. Kızımı yatırdım ve masa lambasını baş ucuna yerleştirdim ve doğrudan vücuduna bakacak şekilde ayarladım. Ampul kızımdan 20-30 cm uzakta duruyordu. Gündüzleri perdeleri açıp güneş ışığı doğrudan üzerine gelmeyecek şekilde yatırdık, bu şekilde gündüz güneş ışığı gece ampul ile 10 gün geçirdik. Sonuç; sarılık 11 e düştü ve hayati tehlikeyi atlattı. Şimdi 1 aylık oldu, hala sarılık emareleri var ama çok azaldı.

Hastaneye gitmedik, zorluk çekmedik gece yattık uyuduk, tehlikeli durumlarda kalmadık. İyi oldu yani 🙂

Dikkat, sarılık tedavisi sadece ışıkla yapılmaz. Bebeğinizi bolca emzirmeniz gerekli çünkü ışık bebeğinizin vücudunda kimyasal bir tepkimeye sebep olur ve sarılığa sebep olan kandaki bileşenler parçalanır. Bu parçalanma ile oluşan maddelerin vücuttan çiş ile atılması gerekli, bunun için bolca emzirmeniz gerekiyor 🙂 Bebekler su içmez derler ya, bence az az verin. Abi çocuğun işemesi gerekli, su onun gerekli. Abartmayın ama, 15-20 damla veya biberondan 2 – 3 emme diyelim.

Geçmiş olsun, Allah şifa versin.

4.108 Kere okundu
Yorum Yok :(

1 aylık baba

3 Ekim 2014 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Dün itibari ile 1 aylık baba oldum. Gerçekten çok değişik, tarif edilemez, ilginç, yaşanması gereken bir durum. Güzellikleri, zorlukları bir arada. 1 ay önce kızım doğdu. Eve getirdik, eşimle birlikte birbirimize bakıyoruz ve biz şimdi ne yapıcaz diyoruz. Tutmaya dahi kıyamıyorsun, öyle güzel.

İlk günleri zorlu olur, bilen bilir. Çocuk doğmuş, ne olacağı belirsiz, hasta mı değil mi diye bir sürü kaygı içindesin. Canlı bir görüntüsü varsa için rahatlar, yoksa daralırsın birşeyi mi var diye. Gece uykun bölünür, hatta uyuyamazsın, ağlarda duyamam diye korkarsın.

Sarılık olayı bambaşka bir konu, onu sonraki mesajda anlatacağım.

Kızım 1 – 2 haftalıkken izlemeye doyamıyorum, sürekli gözüm onda. Döndüm babama, “baba sende bana böyle baktın mı” dedim 😀 Eşim doğum sancısı çekerken, bende mi böyle doğdum diyordu. İnsan kendi varlığını sorgulamaya başlıyor resmen. Hani annemiz babamız “çocuğun olunca anlarsın” der ya, aynen öyleymiş.

Diğer taraftan şükretmek için yeni bir fırsat bu. Allah, Şura suresi 49. ayette “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediği şeyi yaratır. Dilediğine kız (çocuk) ve dilediğine erkek (çocuk) bağışlar” diyor. Ne mutlu bize ki bir kız çocuk bağışladı. Hiç çocuk vermeyebilirdi de ve böyle bir lezzetten, nimetten mahrum kalabilirdik. Şükürler olsun. Kızımızın adını da bu ayetin olduğu sureye ithafen, “Şura” koyduk.

Ömrü hayırlı, bahtı açık olsun.

536 Kere okundu
Yorum Yok :(

Yeni web sitemizi açtık

26 Temmuz 2014 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Yeni girişimimiz yesilelbise.com web sitemizi açtık. Bugüne kadar sadece program satışı ve hizmetler üzerinden faaliyet gösteriyorduk, şimdi stoklu ürün satışı işine girmiş olduk. Sitede tesettür giyim ürünlerine yer veriyoruz. Bayanlara yönelik hazırladığımız bir site oldu. Yesilelbise.com ismini de hatırlanması kolay bir isim olsun diyerek seçtik. Siteyi yeni açtığımız için şu an birkaç eksiği bulunuyor. Ancak 1-2 hafta içinde hepsini giderip satışa başlayacağız inşallah.

Sitede bayan giyime yönelik tesettür ürünleri var demiştik. Pardesü, tunik, etek, gömlek, bluz, kap, ferace, abiye ürünleri yer alıyor. Tamamı elimizde olan ürünler, haliyle sipariş aldığımızda aynı gün kargoya verebiliyoruz.

Siteyle ilgili çalışmalara mayıs ayında başladık. Sistem tasarımı, ürün envanterinin çıkarılması, fotoğraflanması derken ağustos ayı geldi. Ramazan geçsin sonra başlayalım dedik ve inşallah kısa bir süre içinde başlayacağız.

Yeni sezon tesettür giyim modellerinin çeşitlerini arttıracağız. Şimdilik 200 ürün çeşidi bulunuyor, herşey zamanla.

Haydi sizde tıklayın, sitemizin hiti artsın 🙂

www.yesilelbise.com

Burada bazı yazılar paylaşıyoruz: yesilelbise.wordpress.com

624 Kere okundu
Yorum Yok :(

E-ticaret siteleri için arayüz tasarımı nasıl olmalı?

15 Temmuz 2014 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Evet geldik yine mesleki bir konuya. Bugün 10 yıldır içinde olduğum bir sektör hakkında kendimce düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım.

Yaklaşık 10 yıldır e-ticaret siteleri açıyorum ve bu siteler için operasyon, muhasebe alt yapıları geliştiyorum. Bu 10 yılın son 8 yılı turizm sektöründe geçti. Şu an internette ulaşabileceğiniz e-ticaret web sitelerinin yarısının şirketimiz tarafından kurulduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Turizm, e-ticaret konusunda çok özel bir sektör. Tamamen hizmet üretimi şeklinde olduğu için e-ticaret uygulamaları konusunda son derece uygun. Çünkü sattığınız ürün karşılığında müşteriye bir kargo göndermek zorunda değilsiniz, ne mal tedariği, ne kargo, ne irsaliye vb konularla ilgilenmiyorsunuz. Müşteri biletini alıyor ve kendisi gidiyor.

Otel ile anlaşmanızı yapın ve web sitenizden satın. Hele uçak bileti satmak daha da kolay. Tur satmak ise biraz daha zor. Hele operasyonu size yapıyorsanız daha da zor. Uçak biletinde operasyon olayı neredeyse yok, otel için ise operasyon telefon görüşmelerinden ibaret. Tabi birkaç cümle ile özetledim olayı ama elbette bu kadar basit değil, tatil satarken müşterinize hayali bir ürün satmış oluyorsunuz. Bu yüzden elbette satış zor ama konu “e-ticaret” özelinde incelersek turizm ürünlerinin e-ticaret ile satılabilir hale getirilmesi ve hizmet teslimi son derece kolay.

Biz konumuza dönelim. Satmak istediğiniz “şey” her ne olursa olsun, bunu müşterinize nasıl sunduğunuz çok önemli. Müşteriniz sitenize girdiğinde ilk önce logonun bulunduğu bölümü görecektir. Logonun renkleri, fonu ile uyumu, yerleşimi son derece önemli. Logodan sonra logonun hemen altındaki 4-5 cm ye dikkat kesilir. Orada ne varsa müşterinizin aklında ilk yer edecek olan odur. Daha sonra sitenin geri kalanı ile ilgilenir.

İlk önce renklerden bahsedelim. Soru şu; “siz kendinizi hangi kelime ile ifade edersiniz?”. Bankaysanız “güvenilir”, gıda satıyorsanız “temiz”, giyim satıyorsanız “şık”. İşte bu kelimelerin renk karşılığını bulmanız gerekir. Örneğin kelimeniz “güven” ise yeşil veya “mavi” kullanmalısınız, “temiz” ise beyaz, “şık” ise füme, siyah, altın renklerini seçmelisiniz. Birkaç kelime varsa o zaman kombinasyonlar yapmalı ve denemelisiniz. İlla burada örneklendirdiğimiz gibi mi olmalı, elbette hayır. Size göre sizi ifade eden hangi renk ise onu seçin.

Şimdi gelelim en önemli konuya; web sitenizin tasarımını yaparken , renklerin “size göre” değil, “müşteriye göre” olması gereklidir. Bu güne kadar 150-200 civarında e-ticaret sitesi açtık. Hepsi özel tasarımlardı, kesinlikle şablon kullanmadık. Biz tasarım çalışması yaparken hep müşterin gözünden olayları görmeye çalıştık ve ona göre uygun tasarımlar yaptık. Ancak birkaç istisna dışında hep müşterilerimiz müdahale etti ve siteyi kendi zevklerine göre değiştirdi. Sonuç, genelde başarısızlık oldu.

Müşterilerimiz ile hep tartıştım ve onlar için daha çok para kazanacaklarını düşündüğüm tasarımları uygulamaya çalıştım. Örnekler verdim, nedenlerini anlattım ve her zaman hak verdiler fakat sonra kendi zevklerine göre değişiklik yaptırdılar. Sonra işler kötü gittiğinde dönüp yine bizi suçladılar, suçlamaya devam ediyorlar 🙂 O yüzden etrafınızda bu işi daha önce defalarca yapmış, işin ehli olmuş biri varsa bırakın o işini yapsın. Siz karışmayın.

Tasarımın “müşteriye göre” olması konusunda söylemek istediğim bir konu daha var. Siz yıllarca bilgisayar kullanmış, facebook, twitter ı hatmetmiş bir insansınız ve internetten birşeyler satmaya niyetlenmişsiniz. Haliyle nereye nasıl tıklanır, ne nasıl çalışır biliyorsunuz. Peki sizin müşterileriniz bunu biliyor mu?

Bu soru çok önemli. Eğer müşterilerinizin tamamının sizinle aynı seviyede bilgisayar kullanma yeteneği olduğuna eminseniz o halde kafanıza göre takılın. Ama bu konuda emin değilseniz, o zaman sitenizin tasarımını KISS prensibine göre hazırlamalısınız. Yani “Keep It Simple Stupid”, yani “aptalca kolay olsun”. Yani kasmayın kardeşim 🙂

Kasmayından kastım nedir; google.com ve yandex.com ana sayfalarını karşılaştırın. Google.com “ben arama motoruyum” diyor ve bitiriyor ama yandex.com “ben arama motoruyum ama bak trafikten de haberim var, haberleri de biliyorum, hava durumu da bende” diyor. Peki siz hiç haber okumak için yandex.com a girdiniz mi? Yada dur bugün hava nasılmış diye baktınız mı? Cevabınız hayır mı? O halde sizde kendi siteniz için bu yorumu yaptırmayın. Amacınız neyse sadece o olsun sitenizde, fazladan birşey koymayın.

Fazla detay isteyen üyelik formları, sipariş vermeden önce zorunlu üye girişi gibi uygulamalar hep itici konular. Yapmayın, etmeyin diyelim ve burada bitirelim.

650 Kere okundu
Yorum Yok :(

Kitap yazmak :)

2 Ocak 2014 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa
kitap

Geçen aylarda android cihazlarda kullanılan google play içinde, Türkiye için kitap satışı aktif hale geldi. Benimde uzun süredir kitap yazma niyetim vardı. Olay şu; kitabı yazıp google play’e yükle, 3-4 TL’ye satmaya çalış. Google satıştan %30 pay alıyor, 3 TL’ye satılsa bana 2.1 TL kalır. 10000 tane satılsa 21000 TL eder 😛

Hesap basitte acep olur mu?

Misal PHP programlama kitabı mı çok satar, aşk nedir başlıklı bir kitap mı 🙂 Deneyip görelim hayırlısı ile 🙂

1.297 Kere okundu
Yorum Yok :(

cPanelde / dizini sürekli doluyorsa

1 Ekim 2013 de Enes Turan tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Sunucunuzda ana dizin (/*) sürekli doluyorsa ve neden dolduğunu bulamıyorsanız mysql içinde eximstats veritabanını kontrol edin. Benim problemimde bu veritabanı 36 GB olmuştu, tamamen sildim ve harddisk kullanımı normale döndü.

Ayrıca WHM içinde “Tweak Settings > Stats and Logs” bölümünde “The interval, in days, to retain Exim stats in the database” değerini 1 olarak ayarlayıp kaydedin. Bu şekilde problemi tekrar yaşamazsınız diye umuyorum.

944 Kere okundu
Yorum Yok :(
Toplam 16 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...10...Son »